madde3. madame bovary sensin
İffetimizi tesadüfen koruyor olmamız iffetli olduğumuz anlamına gelmez. Flaubert, Madame Bovary’i bu yüzden yazdı. Emma kocasından sıkıldı diye hemen bir çapkının kollarına atmadı onu. Yonwille’de noter katibi Leon’la tanıştırdı önce ve aralarında platonik bir hadise cereyan etti. Leon kasabadan ayrılmak mecburiyetini hissedene kadar böyle sürdü bu. Ancak ondan sonra Rodolphe çapkını çıktı sahneye. Bu hikâyede Leon’un işlevi ne? Okura, Emma’yı yargılamadan önce kendi iffetinin de pamuk ipliğine bağlı olduğunu hatırlatmak. Flaubert’in, “Madame Bovary benim,” demesi bundan. Biraz da Madame Bovary sizsiniz demek istemesinden. İffetine mikroskopla bakan orada baştan çıkmaya hazır birini görür.
madde4. tutarlı şahsiyetsiz
Tutarlılığı, şahsiyetsizliği kamufle aracı haline getirmemek lazım.
madde5. manevi yükseliş
Maddi bir kayıp olmadan manevi bir yükselişin imkânı yok. Yoga kurslarının aylık ücretlerine bakın en basitinden.
madde8. yazarları ciddiye almayın
Şunu çok sık duydum. Falanca yazarı çok seviyordum, ama son yaptıklarından sonra onu bir daha okumayı düşünmüyorum. Demek ki Dostoyevski’nin zamanında yaşasaydın, kumarbaz diye onu da okumayacaktın. Yazarların özel hayatını unutmak lazım. Yazarların söylediklerini fazla ciddiye almamak lazım. Edebiyat tarihi şahane şeyler yazmış berbat adamlarla dolu.
madde9. film şeridi
Cenaze, hayatın post-prodüksiyonudur.
madde11. telif hakları
Kitaplardan aldığım telif onları yazarken içtiğim sigara parasını karşılamıyor. Sigarayı azaltmam gerek.
madde12. fikir zikir
Bir adamın başından geçenleri anlatamıyorsan zihninden geçenleri de anlatamazsın.
madde16. karambolun adaleti
Karambol adildir çünkü top herkesin önüne düşebilir.
madde21. sherwood’dan dönen şuursuz
Şuursuzu Sherwood Ormanı’na göndermişler Robin Hood’un elini kesmiş gelmiş.
madde22. sen kendine ne yaptın böyle
Raskolnikov kendine fısıldıyor, “Tanrı yoksa her şey mubahtır. Hiçbir şeyden sorumlu değilim. Ama her şeyden sorumluyum da bu durumda. Şu tefeci koca karıyı ortadan kaldırsam, paraları cebe atsam. Tanrı yoksa kim ne diyebilir? Kendi dünyamı kurmak zorundayım.” Balta iniyor. Tefeci kadınla özdeşim kurduğumuz tek satır yok. Bir de arada gümbürtüye giden masum Lizaveta var. Hadi tefeci kadını kötü kalpli diye unuttuk. En ücra karakterlerine bile ruhsal derinlik katan Dostoyevski, Lizaveta’yı niye derinleştirmiyor? Bu iyi kalpli kıza niye replikli figüran gibi davranıyor? Raskolnikov, Sonya’ya suçunu itiraf ettiğinde anlıyoruz niye öyle yaptığını. Çünkü Sonya cinayet itirafını duyunca, “Sen o insanlara ne yaptın böyle?” demiyor. “Sen kendine ne yaptın böyle?” diyor. Raskolnikov ne yaptıysa kendine yapmıştır. Kurduğu dünyanın azabını çekmektedir. Bu vurguyu arttırmak için Lizaveta’nın acısı görünmez romanda. Lizaveta’nın ölümü hukukun konusudur, Dostoyevski ise bize daha yüksek bir hukuktan bahseder. Suçun cezasından kaçabilirsin ama vicdanın azabından kaçamazsın diyen bir hukuktan.
madde23. ne freud ne lacan
Hayatımızın ilk yıllarını unutmamızın asıl nedeni o yılların utanç verici olmasından.
madde24. bir körü yumruklamak
Gören bir adamı herkes yumruklayabilir. Esas cesaret bir körü yumruklayabilmekte. Bir kör yumruk yediğinde bunu karanlığın içinden gelen bir mesaj olarak algılar çünkü, kader gibi, gerçek hayatın gerçek sillesi gibi. Kimin için yazıyoruz? Şuuru körleşmişler için. Şuurlardaki kör bölgeler için.
madde26. spartakist yaklaşım
BBC belgeselinde seyretmiştim. Spartaküs son savaştan önce ordusunu topluyor, “Bugüne kadar sahiplerimiz için yaşadık, yarın kendimiz için öleceğiz,” diyor. Bugün yaşasaydı şöyle derdi sanırım, “Bugüne kadar hep başkalarının yaptığı yanlışları yaptık, şimdi biraz da başkalarının yaptığı doğruları yapalım.”
madde27. kundakladığınız yerlere biraz dikkat edin
İskenderiye Kütüphanesi yakılmasaydı bugün üniversite eğitimi on yıl olurdu.
madde28. biyoloji hocasına elektronik posta girişimi
Omurgasız canlıların bile bir kalbi var hocam, siz daha iyi bilirsiniz. Yumuşakçaların kalbi sırtlarındadır örneğin. Kafadanbacaklıların solungaç biçiminde kalpleri vardır. Bir tek derisidikenlilerde kalp yoktur. Sizi her zaman sevecek olan, homo sapiens 115 Nurettin.
madde29. ühü ühü ühü
Fiziksel acıları (sobayı elleme merakı gibi) bir yana bırakırsak çocuklukta çektiğimiz acıların iki kaynağı var. İlki, başkası olma isteği. İkincisi, gerçekten başka biri olduğunu hissetmeye başladığın anlar. Önce bu kırılma eşiğini geçiyorsun. Sonra birkaç level daha atlıyorsun sanırım. Artık acıları maddi ve manevi olarak ikiye ayırmak yerine şiddet derecesine göre tasnif etmeye başlıyorsun. Örneğin ben bu son cümleyi omzum çıktıktan sonra tek elle yazdım.
madde34. okulunu bitir askere git işe gir evlen çocuk yap
Bir arkadaşım var, evlendikten sonra işe girdi, askerden döndükten sonra da okulunu bitirdi. Geçen akşam görüştük, baba olmak istiyordu ama bunun için doğru zaman olup olmadığından emin değildi. Dostum dedim, senin bu işleyişiyle alakalı bir sorunun yok galiba, senin sorunun sıralamayla. Kafana takılan sorunları kronolojiyi bozarak çözmeye çalıştın bugüne kadar ama bir yerde yanlış yaptın. Çocuğu en başta yapacaktın. Çünkü senin programında da esas programda da çocuk son nokta. “Haklısın galiba,” dedi. Bir bira daha söyledik, üçüncü biradan sonra beşinciyi değil de dördüncüyü içecek olmanın verdiği o garip hüzünle.
madde35. onca mutluluk varken
20. yüzyılda yazılmış en iyi roman, Onca Yoksulluk Varken. (Bu meseleye bilahare dönmek lazım.) Orada Momo diyor ki, “Mutluluk yokluğuyla bilinen bir merettir.” Aynen öyle ve ayrıca: İçinde bencillik olmayan hiçbir mutluluk da yok. Kimse kimseyi mutlu edemez. Mutluluk sadece gasp edilebilir bir şey. Hayatın boyunca mutlu olduğun anları toplasan, on beş yirmi dakikadan sonrası haksız kazanç gibi gelir.
madde36. insanız affet
Kazancakis’in Zorba’sının en sevdiğim cümlesi, “İnsanız affet.” Madam Ortans ölüm döşeğindeyken Girit’in ileri gelenlerinden biri geliyor, “Bugüne kadar senin hakkında ileri geri konuştuysam kusura bakma, insanız affet,” diyor. Ölüm döşeğindeki ihtiyar bir fahişeye söylüyor bunu. Onun affetmesi mühim çünkü. Tanrı zaten affeder, konsepti bu, bağışlayıcı olmak. Ama en güçsüz olanın konsepti bu değil, onun elinde tek silah var, affetmemek.
madde37. saplantı
İnsanların benim hakkımdaki düşüncelerine hep çok önem verdim. Her kişiliği bir saplantı şekillendirir. Benimkini şekillendiren de bu oldu sanırım.
38. evlilik teklif ederken dikkat edilmesi gereken hususlar
Çocukken bir arkadaşım vardı sadece ön dişlerini fırçalardı. Arka taraftaki dişler nasılsa fazla gözükmüyor diye. O zamanlar garip geliyordu bu davranışı ama neden öyle yaptığını şimdi anlıyorum. Çürümeyi kimsenin taktığı yok aslında, çürümekten zevk alıyoruz. Yeter ki o çürükler görünür bir yerde olmasın. Bize bir şey öğretebilecek tek hoca var, utanç. Yirmi küsur yıl okuduk, yüzlerce hoca gördük, hangileri aklımızda kaldı, bizi en çok utandıranlar. Bütün sınıfın önünde yüzün kızardığında aldığın dersi en süper okulları bitirdiğinde alamazsın. Sınıfın en tembeli bile olsan orada idrak edilmesi güç bir sırra vakıf oluyorsun çünkü. Esaslı bir .ok yediğinde, çürükler ortaya çıktığında yani, bütün toplumun sana karşı nasıl tek yumruk olduğunu orada öğreniyorsun. Toplum derken anne baba da dâhil buna. En sevilen haber ne, çocuğunu kolundan tutup polise teslim eden baba. Yahut çocuğunu polisin elinden alıp dövmeye devam eden anne. Gazetecilerin kafası genelde az çalışır. Çok fazla bilgi akışı var çünkü; motor hararet yapıyor, sentez yeteneklerini kaybediyorlar. Ama bu mesleki deformasyona rağmen bütün basın mensuplarının çözdüğü bir sır var. En sahici hikâyenin en çürük hikâye olduğu sırrı. Çocuğunu polise teslim eden ana baba haberinin neden rağbet gördüğünü çok iyi biliyorlar. Karısını polise teslim eden koca haberi böyle rağbet görmez ama. Kocasını ele veren kadın haberi de. Hırsızın karısıdır artık o yahut katilin kocasıdır. Doğal suç ortağıdır. O ittifakı hiçbir ihanet bozamaz, hiçbir devlet bozamaz. Çünkü evliliğin temel prensibi bu, yardım ve yataklık etmek. Belki de insanlar topluma karışmak için değil, topluma karşı iki kişilik bir savunma hattı kurmak için evleniyorlardır. Belki de çürümeyi paylaşmak için. Kim bilir. Bir seferinde evlilik teklif etmiştim. Evet ya da hayır gibi rutin bir cevap bekliyordum ama başka bir soruyla karşılaşmıştım. Neden? Beraber çürümek yalnız çürümekten iyidir. Bunun içindi. Bunu söyledikten sonra kabul ettirmesi zor tabii.
madde39. şimdiki aklım olsa paradoksu
Şimdiki aklım olsa öyle yapmazdım. Öyle yapmasaydım da şimdiki aklım olmazdı.
(emrah serbes)
www.afilifilintalar.com